Ailesi       
Yaşamı       
İşi          
Eserleri          
İletişim          


Languages Biz Kimiz Telif Bilgileri E-mail Gönder Ana Sayfa

 

 

 

 

Eserleri / şiirleri
1950 yılı itibariyle devrede

Şairin Sesinden

 



-----------------------------------------------------

ÜNİVERSAL ÇAĞRI

İsimli 77 kıtalık bu şiir, Hz.Mevlâna'nın "GEL" isimli çağrısına mukabil verilmiş olan Üniversâl bir cevaptır

01.

011. Bu çağrıyı duymaya gönül kulağı gerek.
012. Bu yıldızı görmeye, iman* gözü gerek.
013. Bu dağı aşmaya Adem* yüreği gerek.
014. Bu yola koymaya dîvane* baş gerek.
015. “- Gel. “ Diyorsun. “- Gel. “
016. Biliyorum ki;
017. Beni Sana..
018. Seni bana gerek..

--------------------------------------------------------

UNUTULMUŞLAR

Bu işleri yaparken birdenbire dosyalar arasından önümüze bir zarf düştü içi yazılıp da unutulmuş satırlarla doluydu

--------------------------------------------------------

Doğumdan Ölüme Şiir

Buradaki şiirler sanatçının çok küçük yaşlarından başlayarak günümüze kadar yazdığı müstakil şiirlerden oluşmaktadır.

  • Dudaklarım üşür bazen,
    Odamda ki soğuktan.
    İçim, ürpermeyle dolar.
    Burcu, burcu yalnızlıktan..
  • Garipliğin tadı acı!..
    Hayâller kurarım, yalnız.
    Düşünürüm, maziden günleri;
    Her şey geçer gözümden, cansız...
  • Bazen, dinlerim geceyi.
    İçindeki günahlarla!..
    Sırları, saklar karanlığında,
    Sihirli duvaklarla..
  • Hasret ateşi yanar içimde.
    Silinir hayâller yaşlı.
    Bir gün uçar ömrümüzden!..
    YirmiDört saatte telâşlı...

-----------------------------------------------------

Kalk Bak Halk

Ne için? Ne diye? Ne halde?

Yıl 1975. Her şey karanlık görünüyordu. Yazar bu şiiri kaleme aldığı o tarihlerde, Türkiye günde 10 ile 15 gencin cenazesini kaldırıyordu. O dönemde partilerin çekişmesi neticesinde: 15.000 insanımızı kayıp etmiştik. Bu şiir o dönemi anlatması açısından ilginç olduğu kadar, 25 Yıl öncesinden bu zamana kadar yazar, bir çok gelişmeyi tahmin etmiş olduğu gibi, tam bu günü (2000) teşhis etmiş olmakla da, şiir ve yazar çok enteresan bir manzara arz etmektedir. Şiirin bir başka özelliği de, bir İddia üzerine bu şiirini Nazım Hikmet uslübu ile yazılmış olmasıdır.

 

Zira Musevî dedeniz Marks,
ürktüğü için
Kendisinin Çağ dışı felsefesinden:
Dönüp Evrensel görüşünden;
“ ­Ben Marksist değilim.."
Dİ – YE – BİL – MİŞ – TİR

Tabii Bir düşünür için bilmem.
Bu ne biçim?
Bu ne denli ?
Bu ne büyük ?
Bu ne garip ?
Bu ne menem ?
ŞEREFTİR?!..

Evet İşçi Lenin pederiniz,
aslında çaresizdi.
Bu sebeple de
eyleme geçmişti..
Her devirde
böyle vakalar olmuştur.

Fakat!
milletlerin malumudur ki;
ne Lenin ne halkı ne de sonrası
aradığının dirhemini bulmuştur!
Kaldı ki; tatbiki kabil olmayan,
ancak, Evrensel olduğu savunulan,
bu mantık saçması görüş:
Son bulması gerekirken, doğduğu yerde;
Bir bürokrat sınıfın elinde,
üstüne üstelik dejenere de olmuştur.

Lenin,
ürkütücü bir mezar ile kapanan,
belki de ilk perde..
Gerçek artistler değil de;
menfaat temizlikçileri kaldı,
şimdi rağbet görmeyen kulislerde...

Fakat
konuşmayan Mao Amcanıza
bütün gönlümle hak veriyorum..
Tüm insanî düşüncelerim ile
tamamen matematik kelimeler ile
Ona hak veriyorum..
Hak, tüm beyinim ile...

Hele bir iyi düşünsenize !
Sayfiye hayatı yaşamıyor bizler gibi
KırkMilyon kişi ile kendi ülkesinde..

Bir ülkede
Siz milyarı aşmış nüfusun
ne demek olduğunu biliyor musunuz?
Madem böyle bir felsefeye,
düşünüp taşınmadan sığınıyorsunuz;

O halde
zatî tembelliğinizden neden sıyrılıp da;
gerçeğin tadına yakından varmak,
boyunuzun ölçüsünü iyice almak,
sandığınıza doya doya kanmak için;
Kızıl Çin'e kadar
Bir saatliğine gitmiyorsunuz?

Mao Amcanız haklı..
Zira kıçı,
istemediği kadar kabaklı.
Amcanız ile sizin
bilmediğiniz tek şeyin
suali ise;
Acaba, bu kabakların içinde
NELER SAKLI ?!.

Efendi: KALK
BAK
HALK
rejimsiz değil; maarifsizdir...
Rejimleri maarif yaratamaz ama,
maarif rejimci beyinler yaratabilir.

Ve de HALK
BAK
KALKINIR
O ZAMAN.
Aradığını bilerekten...
Aradığını isteyerekten...
Aradığını bularaktan...

-------------------------------------------------------

Melek'e Kelek'çe Şiirler

esasen Üç kitap halinde tasarlanmýþ olup
1.Melek 30 saat zarfında
2.Melek 6 gün civarında yazılmış,
her birinde 200 adet şiir bulunan,
birbirinin devamı olan kitaplardır.
3.Melek maalesef bitmemiş yarım kalmıştır.
Aynen yarım kalan güzel bir beraberlik gibi..
bu sebeple de bu 500 þiir tek kitapta birleþtirilmiþtir.

118.

Suratıma hayretle bakıyorsun.
Onca mektuba
Onca şiire
Sen ruya mı diyorsun?

Suratıma inanmadan bakıyorsun..
Şişelerce şaraba
Kadehlerce sohbete
Sen yalan mı diyorsun?

Suratıma korkarak bakıyorsun
Onca söze
Onca ispata
Sen uyanırız mı diyorsun?

Suratıma mutlu bakıyorsun
Kadehten buselerle
Alevden isteklerle
Sen uykuda olmadığımızı biliyorsun..

-------------------------------------------------------

Şömineli Meyhane

1950 sonları ile 1960 başlarında gelişen bir akıma ayak uydurularak yazılmış bir kitap şiir. Öz değiş ile kitap bir şiirle başlıyor ve o şiirle bitiyor. Bu manâda şairin ilk şiiri bu. Son Şiiri ise “ Dünyaca Meşhur “ Geldim isimli 77 kıtalık şiiridir.

*
Şu sisli alemden,
Şu şarap rengi rüyalardan
Erimiş bedenleriyle
sönmeye yüz tutuş
son ümit mumlarından
Bu alevini yitirmiş
hasretini küllendirmiş
köz odunlardan
Dört duvarı bütün dekoru ile
yalnızlık gariplik,
rutubet içki
Ve
buram buram
Aşk ve hasret kokan
­ Şömineli Meyhaneden -
Son bir kerre
Kopup geldim kapınıza !..
Ölümüme
Birkaç adım kala,
Boş çevirmeyin beni
Ha-tı-ra-lar !..
*
Seneler senesi
bomboş kalmış ellerimle,
Bu benim
ilk ve son çıkışım;
Di-len-me-ye !..
*
Seneler dolusu,
günler adedince
Karşınıza her gelişimde
yüzüme kapamayın kapılarınızı !..
Şu anda
varlığınızdan çok,
acılarınızdan fazla,
Anlayışınıza muhtacım.
Ha-tı-ra-lar !...

*

-------------------------------------------------------

İndirsinler Perdeyi

Bu şiir, 1964 sonlarında askere gitmeden iki gece önce yukarıda fotografı bulunan ilk eşine, henüz sözlüyken ithaf olunan bir kitap şiirdir. Haydar Volkan skerden döndükten sonra evlenmişler; ancak OnBir ay sonra, yurt dışında meydana gelen elim bir trafik kazası neticesinde, o güzel insan Hakk'a intikal etmiştir. Müteveffaya Allah'tan rahmet niyaz ederiz.

(Kadın sesi okur)
Gaflet uykusundan
şimdi uyandım...
Görememişim gerçeği ...
Gafil benmişim meğer ..
Şimdi utandım !

­Yaşlar -
gözlerde gerekmiş...

Benden,
Her zaman daha büyüksün ...
Bunu çok geç anladım...

­Yaşlar -
İğrenç bir mukayeseymiş...

Affet beni ...
Beni affet ki;
Hem aldandım.
Hem aldattığımı sandım !..

(erkek sesi okur)

Bütün bir ömür boyu aramak..
Bulduğun zaman
Bir büyüklük hûlyası içinde,
ve en hazin gafletle anlamamak...

Tam kaybederken;
uyanıp
ağlayıp
sızlanmak..

Bu senin,
değişmez kaderindi...

Bu senin kendi kendine
beğenerek seçtiğin oyundu...
Belki mutsuzluk senin huyundu..

İtirazlarıma:
Hep boş gözlerin güldü!..
Seni affettiğim gerçek...

Ama gerçek şimdi bak..
Ayrılık oldu..

Şiirin değişik tarafı, kadın ve erkek olarak iki kişinin seslendirmesi planlanmış, şartlara bağlı olarak, askere giden sevgili için hoş olabilir.

-------------------------------------------------------

Siyah Pırlanta

Güldüğü zaman gözlerinin için pırlantaları kıskandıracak kadar güzel parlıyordu. Ve fakat ekalliyet olması sebebi ile içinde büyüdüğü ortamda, çevresine duvarlar örmüş, sonra da o duvarları kale haline getirmiş, bununla da yetinmeyip, o kalenin çevresine, bir çok yasaklar levhası koymuştu. Bu manzara karşısında gel de şiir yazma.

Çok severdi eskiden levhalarını
Levhalar kendisine fena taktı.
Evirdi çevirdi levhalara baktı.
Gördü ki; hiçbir işe yaramadı.
Son bir kez öptü hepsini
Sonra da kaldırıp çöpe attı.
Akıllı kadındı artık levhasız..
Ama adı "Levhalı Kadın" kaldı.